Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


Go Back   GevezeCene.Com Gevezelerin Buluştuğu Yer.. > Şifa Teknikleri / Pozitif Enerjiler > Maddelerin Enerjileri&Evrensel Enerji

Maddelerin Enerjileri&Evrensel Enerji Bioenerji, madde enerjileri, enerji hakkındaki temel bilgiler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30-04-2010, 14:42   #1
Tecrübeli geveze
DERY@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 130
Mesajlar: 221
Konuları: 135
Standart Islamda cakralar ve acılması...



CHAKRALAR
Muminun
(17) Yemin olsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıştan/yaratılmışlardan gafil de değiliz.
İnsan bedeninde 7 chakra vardır ve bunların görünümleri girdap gibidir. Yani bedenin üzerinden dışına doğru dönerek uzarlar ve bu uzama adeta bir yol gibidir.
TEPE CHAKRASI
Bakara
(7) Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların "kafa gözleri" üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.
Tepe chakrası kapalı olanların inançsız yada manevi değerleri zayıf insanlar olduğu chakra konusunda çalışanlarca bilinen bir gerçektir.
Ali İmran
(13) Yüz yüze gelen şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışıyordu; ötekisi küfre batmıştı. Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, öz yardımıyla dilediğini destekler. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.
Tepe chakrası insanın ruhsal deneyimlerini ve ruhsal algılamasını etkiler. "Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. " demek tepe chakrasının calışmasındaki farklılaşma ile kişinin algısının değiştiğini ve karşısındakini olduğundan çok daha büyük olarak algıladığını göstermektedir.
ÜÇÜNCÜ GÖZ AÇILIMI
Kaf
(22) Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.
3. göz chakrasında açılım olduğunda yada diğer tabirle perde kalkınca kişi enerjileri,elektromanyetik alanları ve maddenin gerçeğini görmeye başlar ve görüş alanı çok genişler.
KALP CHAKRASI
Mutaffifin
(14) İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.
Kalp chakrasındaki blokajlar bir anlamda pas gibi görülürler.
Casiye
(20) Bu Kur'an, insanların kalp gözlerini açacak ışıklardan oluşur. Gereğince inanan bir toplum için de bir kılavuz ve bir rahmettir o.
Kalp gözünü açacak olan ışık, kalp chakrasını temizleyecek ışıktır. Kalp chakrası temiz olan insan tüm insanlığa karşı sevgi dolu,hoşgörülü, merhametli ve fedakar insandır.
Tevbe
(14) Savaşın onlarla ki, sizin elinizle Allah onlara azap etsin, onları rezil etsin. Onlara karşı size yardım etsin. Ve inananlar toplumunun göğüslerine şifa ulaştırsın.
"Ve inananlar toplumunun göğüslerine şifa ulaştırsın. "Kalp chakrası şifa merkezidir.
AURA
Fatir 27. Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyvelar çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.

Fatir 28. Aynı şekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da çeşitli renklerde olanlar var. Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir. Allah Azîz'dir, Gafûr'dur.
Bu iki ayette dağlardaki değişik yollardan, insanların,davarların ve hayvanların değişik renklerde olanlarından söz edilmektedir. Arkasından da "Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir." denmektedir. Bunu anlamak için demek ki bilgin olmak gereklidir. Oysa kasdedilen gözümüzle görülen renkler olsa herkes bunu anlardı bilgin olmaya gerek yok. Ama bilginler insanın gördügünden başka renklerde görmekte ve ürpermektedirler. İnsanın çevresindeki elektromanyetik alan olan aurayı da ancak bu bilgiye sahip olan ve bu konuda çalışan yani bu anlamda bilgin olanlar görür ve bu da bilginlerin yaradılışın mucizesini görüp ürpermelerini sağlar.
Bakara
(138) Allah'ın boyasını esas alın. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O'na kulluk ederiz.
Burada boyadan kasdedilen aura olabilir mi?
ENERJİ BOYUTU
Rahman 17. İki doğunun Rabbi de O'dur, iki batının Rabbi de.
Sadece maddi dünyayı ele alırsak tek doğu yada tek batı vardır. Ama enerji boyutunu da ele alırsak bunların sayısı ikiye çıkar.
Aynı eterik bedeni astral seyahate çıkan bir insanın fiziksel bedeni için bir doğu ve batı varken, eterik (enerji bedeni) içinde o anda eterik düzlemde bir doğu batı olmasının gibi.

reikitürk'ten alıntıdır.

DERY@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-04-2010, 14:43   #2
Tecrübeli geveze
DERY@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 130
Mesajlar: 221
Konuları: 135
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



Namaz Zikir ve İbadetlerin Kalp Çakrası Üzerindeki Etkisi
Kalp çakrası"nı açmak için yapılması gereken çalışmalar; ilâhi evrensel bilginin alınması tefekkür namaz (uzak_doğu ögretilerinde bunu meditasyonla telafi etmeye çalışıyorlar!?) oruç ve en önemlisi de zikir (uzak-doğu öğretilerinde buna mantra deniyor) yapmasıdır. Her çakranın ayrı bir zikri vardır. Eğer o zikir yapılmaz ise o zikre bağlı çakranın açılması da güçlesir. Çünkü zikredilen kelime bir anahtar gibidir. Bilinci o çakranın temsil ettiği mânâ doğrultusunda programlar. Bu noktaya yoğunlasan bilinç çakradaki tıkanıklığı açar ve kundalini bir üst seviyeye yükselir. Bu sebeple çakraların açılmasında zikir de önemli bir rol oynar. Mesela tasavvufta Uzakdoğu ögretilerinde belirtilen bu çakraların isimleri aynısıyla geçmez ama bu çakraların açılması durumundaki nefs bilincinin adları vardır. Mesela kuyruk sokumu çakrasındaki bir bilinç nefs-i emmare bilinci diye isimlendirilir. Göbek altı çakrası nefsi levvame bilinci göbek çakrası nefs-i mülhime bilinci kalp çakrası açılmıs bilince nefs-i mutmainne bilinci boğaz çakrası açılmış bilince nefs-i raziye bilinci alın çakrası veya üçüncü gözü açılmış bilince nefs-i mardiye bilinci tepe çakrası açılmış bilince nefs-i safiye bilinci denir. Yani bu çakralara karsılık gelir. Hatta tasavvufta arada bir kaç fazla çakra daha var kabul edilir adı çakra olmasa da.. Uzakdoğu"nun "çakra" dediğine İslam tasavvufu"nda bazı ekoller;"kalp ruh sır hafi ahfa ve nefs-i natıka latifeleri" der. Kimi tasavvuf ekollerinde Levvame nefs bilinci (göbek altı çakrası düzeyi) denen bilinç durumunda kişi "lâ ilâhe illallah" zikrini çekmeli derler.. Sonra mülhime nefs bilincinde (göbek çakrası-güneş sinir ağı çakrası) "Hu" zikrini ve mutmainne nefs bilincine (kalp çakrası) geldiginde "Hak" nefs-i raziye"de ( boğaz çakrası) "Hay" nefsi mardiye bilincine (alın çakrası) gelindiğinde " Kayyum" zikrini verirler. Bir de safiye nefs bilinci (tepe çakrası) var ama onun zikrini bilmiyorum. Bilen birine sorun lütfen.


Namaz kılmak ve Allah"ı ve yarattığı alemlerde yürüyen düzeni tefekkür de bir zikirdir.

Fakat tefekkür esnasında ve veya öncesinde Kur"ân okumak ve esmâ-hüsnâ"yı zikretmek gerekir. Bunlar olmadan sağlıklı bir tefekkür ve isabetli idraklar açığa çıkması çok zayıf bir ihtimaldir.

DERY@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-04-2010, 15:10   #3
Tecrübeli geveze
DERY@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 130
Mesajlar: 221
Konuları: 135
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



Doğu öğretilerinde,vücutta yedi enerji noktasının olduğu ifade edilir.
Muhakeme.net - BİLİNÇALTI,FARKINDALIK VE AKIŞ BİLİNCİ (3) [Çakralar ve Celcelutiye] Celcelutiye'de de yedi temel Esma vardır ve bu esmaların her biri belli çakralara bakmaktadır.Doğu öğretileriyle benzer yönleri bulunmakla birlikte bu islami bakış açısıdır.

- Ferd esması,tepe çakrasına bakar
- Cebbar esması,üçüncü göze bakar
- Şekûr esması,boğaz çakrasına bakar
- Sâbit esması,kalbe bakar
- Zahir esması,mideye bakar
- Habîr esması,cinsel çakraya bakar
- Zekî esması da kök çakrasına bakar

(Buradaki esmaların tecelliyatının derin manadaki boyutları ayrı bir kitap hacminde işlenecek genişlikte olduğundan kısa kesildi..)

DERY@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2010, 01:26   #4
Reiki Grand Master & Yönetici
gevezeadmin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 1
Mesajlar: 4.457
Konuları: 811
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



sevgili gezici bu konuda bir yorum alabilirmiyim senden.

gevezeadmin
Sitemizi gördünüz mü?
www.reikiturkey.com

http://www.gevezecene.com/forum-kurallari/717-forum-kurallari.html

"Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bi noktaya getirdiğinde
sakın vazgeçme !
Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir".

Mevlana

gevezeadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2010, 11:51   #5
Administratör
aquamarin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 162
Mesajlar: 2.859
Konuları: 158
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



Alıntı:
gevezeadmin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sevgili gezici bu konuda bir yorum alabilirmiyim senden.
yazıyı okuyunca benim aklımdanda Gezici Hocam geçti.

aquamarin
Bu hayatımın dönüm noktası.
Geçmişi siliyorum.Gelecek ise seçimimi yapmamı bekliyor.
İşte bu anda yarınlarıma yön veriyorum.
Geçmişte yaptığım tüm hatalar için kendimi bağışlıyorum.
Geçmişi unutarak yeni bir hayata başlıyorum.
Kendim için yalnızca deneyimlemek istediğim şeyleri seçiyorum

aquamarin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2010, 19:16   #6
Tecrübeli geveze
 
Üye Numarası: 191
Mesajlar: 326
Konuları: 28
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



Canlar yorum yazmak istiyorum ama yeterince vaktim yok. İlk fırsatta inşallah düşündüklerimi paylaşırım. Bir de "Hocam" diyorsunuz, bu beni aşıyor. Sıradan bir Müslümanım. Adımla hitap etseniz daha çok sevinirim. Bir hatam olur da 'hocalık' kisvesine leke düşer diye çekinmekteyim açıkçası. Konuya ilk fırsatta katılacağım inşallah. Biraz uzun yazabilecek vaktim olmalı. ;)

Yazılanlara genel anlamda katılmadığımı peşinen söyleyeyim. Selametle.


Konu gezici11 tarafından (11-05-2010 Saat 00:05 ) değiştirilmiştir.
gezici11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2010, 12:57   #7
Acemi geveze
ديلاور قيزاك - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Numarası: 286
Mesajlar: 5
Konuları: 0
Lightbulb Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



islamda çakra denmez çakra asli hükmü yok olmuş nesih olmuş usulleri furuuları değiştirilmiş eski dinlerde aslı var olan sonra değiştirilerek bidat batıl olmuş çalışmalardır... asıl islamda letaif nurların yolların kaynakları asıllarından aynıyla kendini koruyarak muhafaza eylemekde... tabii buda bilen rehberler "üstazlar" o yollardan geçmiş kişilerin eğitmenliği ile olur vesselam

İNSANDA LETAİF
&
TASAVVUFTAKİ LETAİF DERSLERİ
Letaif ; Arabça 'Latife' kelimesinin çoğulu olup "Latifeler" anlamındadır. Latife insan vücuduna yerleştirilmiş manevi, nuranî cevherlere verilen isimdir.
Gizli, sırlı ve iç bünyede saklı cevherler olan Letâif, baş gözüyle görülmezler, ancak gördükleri vazifelerden varlıkları anlaşılır. İnsanın aslı bunlardır. Bu cevherler mümin-kafir her insanda mevcuttur. Kâmil mürşidler bu cevherleri ilim, tecrübe ve müşahede ile tanıyıp yerlerini ve görevlerini tespit etmişlerdir.

Latife, Kur'an-ı Kerim kaynaklı insanın psikospiritüel duyuüstü melekelerinden her biridir. Geleneksel Çin tıbbında akupunktur meridyenleri veya şakraları andırır.

Cenab-ı Hakk (c.c) insanı on asıl şeyden yaratmıştır. Beşi mahlukat alemi denilen hâlk alemindendir. Bunlar toprak, su, hava, ateş ve nefstir. Bunların başkanı ve hakimi nefstir.
Âlem-i emrden olan letâif, rûhani ve nûrani, âlem-i halktan olan letâif ise cismâni ve zulmânidir.
Bir mü’minin nefsi, yedi sıfatında terakki edebilmesi için vücûdunun müştemil bulunduğu letâif-i seb’a denilen letâifin de; zikir, fikir ve tefekkürle tasfiye ve terbiye görmesi lazımdır.
O yedi sıfat da: Kalp, Sır, Ruh, Hafi, Ahfa ve Nefs-i natıka ile tüm bedendir. İnsanı diğer canlılardan ayıran fark âlem-i emrden olan rûhâni ve nûrani letâif-i hamse (letaifden beş tanesi) kalb, ruh, sır, hafi, ahfa âlem-i emrdendir. His, hayal, yön ve mekanla sınırlanmayan, mesafe ve maddesi olmayan, Allah’ın ‘ol’ emri ve iradesinin tecelli etmesiyle yaratılan şeylerden oluşan Âlem-i emr(=emir alemi)'den olan letâif, rûhani ve nûranidir.
Nefs ile cesedin ihtiva ettiği anâsır-ı erbaa (=Dört Unsur) –ki ateş, hava, su ve toprak- da Ölçü ve hesap ile bilinebilen, gözle görülen ve incelenebilen cisimlerden oluşan âlem-i halktandır. Halk aleminden olan letâif cismâni ve zulmânidir.

Diğer beş unsur ise, asılları alem-i emirden olan insani kalb, ruh, sır, hafi ve ahfadır. Bunların başkanı ve hakimi kalptir.

Allah, kudreti ve hikmetiyle aşk yoluyla her iki alemin latifelerinin aralarını birleştirmiş ve kaynaştırmıştır. Öyle ki bunlar birbirinden ayrılmak istemezler. Bu aşktan dolayı hâlk aleminin latifeleri emir aleminin latifelerini hükmü altına almıştır.


Letaİfİn VücuDDa YERLEŞİM Yerlerİ:


1. Kalb, sol memenin dört parmak altındadır. İlahi huzur ve tecelliyat mahâllidir.

2. Ruh, sağ memenin dört parmak altındadır. İlahi aşk ve muhabbet mahâllidir.

3. Sır, sol memenin iki parmak üstündedir. İlahi marifet mahâllidir.

4. Hafi, sağ memenin iki parmak üstündedir. ilahi tecelli ve nurlar içinde kaybolma mahallidir. Buna istiğrak denir.

5. Ahfa, göğüs kafesinin üst ucundan yani gırtlak çukurundan iki parmak kadar aşağıdır. İlâhî sır mahallidir. Gizli ilimler ve tecelliler merkezidir. Burada elde edilen duruma izmihlal denir.

6. Nefs-i natıka (külli) latifesinin yeri iki kaşın ortasıdır.
7. Nefs-i Külli ( Tüm Beden ) : Sultani Zikir Makamı.


Kalb bütün latifelerin merkezi olup "Ruh"un sarayıdır. Ruh kalbde egemen olunca, bedeni "Ruh"un emirlerine göre yönetir; ruh vasıtasıyla aldığı ilâhi feyiz ve terbiyeyi bedenin bütün işlerine yansıtır. Kalbde yakîn nûru parlamaya başlayınca dünya hayatı fâni ve değersiz görünür. Çünkü kalb, marifetullah nûrunun parlayacağı yegâne mahaldir ki, iman güneşi o burçtan doğar. Bütün ilâhi sırlar orada gizlidir. Kalbde o hakiki, lâhutî güneşin doğmasıyla bu yüksek tecellinin nurlu eserleri insanın bütün azalarında zâhir olur. O zaman kulluk vazifelerini; derin ve derûni bir zevk ve neş’e içinde seve seve îfa eder. Kalbin salahının cesede sirayetini Buhari’deki şu Hadis-i Şerif izah etmektedir: “Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır ki, o et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzalar sağlam olur. Eğer o fasid olursa bütün cesedi bozulur. O et parçası kalptir.”
Terbiye olmamış nefs, devamlı kötülüğü emreden sıfatıyla kalbi tamamen hükmü altına aldığı zaman, kalbden Allah için hiç bir hayırlı amel çıkmaz. Bu durumda ruh da, nefsin arzularına bağımlı hâle gelir. Artık kalb ve ruh asli vazifelerinden uzaklaşmış ve ölmüşçesine gaflete düşmüş olurlar. Bu hâl kalbin perdelenmesi ve günahlarla kararmasıdır.

İnsanın bu durumdan kurtulması için çok ciddi bir tedaviye ihtiyacı vardır. Bu tedavinin en güzel ve en kolay yolu bir mürşid-i kâmilin elinden tövbe alıp, kendisine intisap edip manevi terbiyeden geçmektir.

Mürşid-i kâmil, kendisine intisap eden müride önce güzel bir tövbe yaptırır. Sonra zikir telkin eder. Letaifleri hakiki vazifelerine döndürmek gevşemeyi gidermek için onların zikir nurları ile aydınlanması, temizlenmesi ve beslenmesi gerekir.
ZİKİR VE LETAİF
Zikrin nuru ilk olarak kalbe, sonraları diğer letaife sirayet eder. Zikre devam edildiğinde kalpten Allah’ın sevmediği ve razı olmadığı düşünceler silinip gider. Zikir kalbe iyice yerleşince her hâlde zikretme hâline geçer, böylece gaflet yok olur. Zikir sayesinde insanın sıfatları değişir, insanda Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu ahlak ve sıfatlar oluşur.

Vücuttaki su unsurunun nefsin kötü sıfatlarından birisi olan nifak özelliği ile irtibatlıdır. Suda, bulunduğu kabın şeklini ve rengini alma özelliği ve bulunduğu şartlara göre değişme sıfatı vardır. Bu sıfat, insana münafıklık olarak yansır ve iki yüzlülük meydana gelir. Ancak bu sıfat, mürşid-i kâmilin terbiye, himmet ve tasarrufu ile alçakgönüllü olmaya dönüşür. Kalbden nifak ve yalancılık gider, yerini samimiyet ve mertlik alır.

Ateş unsurundan kaynaklanan zulüm ve hiddet sıfatı, İslam’ın emir ve hükümleri karşısında gayret, ince davranma ve rahmani taraftarlığa dönüşür.

Hava unsurundan ileri gelen kibir ve üstünlük taslama sıfat, izzet, vakar ve heybete dönüşür.

Toprak unsurundan kaynaklanan tembellik, uyuşukluk gibi durumlar, sabır ve itidal sıfatına dönüşür.
Letaif Zikri

Nakşbendî tarikatında silsileyle gelen zikir hafî (gizli-sessiz) zikir, yani kalb ile yapılan zikirdir. Bu da Zat ismi olan ism-i Celâli "Allah" "Allah" diye kalble zikretmektir.

Hadîka'da der ki: "Zikrin birçok âdabı vardır. Fakat biz onların en önemli olanlarını ve mürid için herhalde lâzım olanları söyleyeceğiz: "Önce beden temizliği geliyor. Allah'ın emrettiği şekilde temizlen. Sonra kalbini heva, hırs, şehvetlere düşkünlük ve mâsivâya eğilim göstermekten istiğfar ile temizle. Sonra güzelce abdest al, halvethanene gir. İki rek'at abdest-şükür namazı kıl. Dua et ve namaz kılarken yaptığın gibi kıbleye doğru otur. Dilinle istiğfar ederken kalbin de istiğfar etsin. (Verilen sayı kadar).

Sonra alabildiğine bir mahviyet, inkisar ve huşu ile kusurlarını ve günahlarını hatırla. Sonra çok yakında muhakkak gelecek olan ölümünü gözün önüne getir. Şu anda alıp verdiğin nefeslerini dünya hayatındaki son nefeslerin olarak kabul et. Kabre yalnız başına konulduğunu ve orada bırakılıp gidildiğini bütün safhalarıyla düşün.

Sonra bir defa Fatiha-i şerifeyi ve üç defa İhlâs-ı şerifi okuyup sevabını Hazret-i Nakşbend kuddise sirruh'un rûhâniyetine hediye et. Sonra mürşid-i kâmilin simasını kendi nâsiyene bağlı olarak düşün. Gözlerini kapa, dilini damağına yapıştır, dişlerini dişlerine , dudaklarını dudaklarına yapıştır. Nefesini kendi haline bırak. Sol memenin altında bir et parçası olan kalbine yönel. Zikrinin mânâsını derinden derine düşünerek Hak Teâlâ hazretlerinin Zât ismini zikret. Zikrin başlangıcında kalb diliyle zikreder.

Eğer bir ihtiyaç için konuşmaya mecbur olursan zikrini kesmeden birkaç kelime konuş ve devam et. Hiçbir an kesilmemesi gereken bu zikre Nakşbendî büyükleri "vukûf-i kalbi" derler. Eğer bu layıkıyla yapılırsa kalb zikrettiğini müşahede ederek rüsuh peyda eder."

KALB ZİKRİ
Zikir dersi isteyen müride ilk olarak kalp zikri verilir. Kalbin üzerinde Lafza-i Celal (Allah) zikri çekilir. Bu zikrin sayısı mürşid tarafından bildirilir. Bu sayının altına düşülmez; üzerine de çıkılmamalıdır. Hafi zikrin nasıl çekileceğini bizzat mürşid veya görevlendirdiği vekili tarif eder. Bu zikir şu şekilde yapılır:

Mürid, abdestli olarak kıbleye karşı adab üzere oturur. Zikre başlarken, günahların kalbi sardığı, bu hâlle gerçek zikrin çekilemeyeceği, ilahi yardıma muhtaç olduğunu düşünerek 25 defa estağfirullah der. Peşinden Fatiha okuyup bağışlar.
Kalbin uyanması, toplanması ve zikre hazırlanması için biraz (beş dakika kadar veya daha kısa) mürşid rabıtası yapar, mürşidden manevi destek ve feyz bekler. Sonra, sağ elindeki tespihini elinin başparmağı ile orta parmağını birleştirip sol memenin dört parmak aşağısındaki insani kalbinin üzerine kor. Dilini damağına yapıştırıp şehadet parmağı ile tespihi çevirirken kalbiyle "Allah", "Allah" ,"Allah" ... diye zikreder.
Yüzlük tespihi sonuna kadar çevirince, diliyle kendi duyacağı bir sesle: “ilahi ente maksûdî ve rızâke matlubî” der. Bunun anlamı şudur: ‘Allahım! Benim maksadım sensin, aradığım ise senin rızandır.’ Bu duayı her yüz zikirden sonra söyler. Bunu söylerken, aynı anda bu sözünde sadık olmadığını, nefsinin yalancı olduğunu düşünür. Tekrar azimle zikrine devam eder.

Virdin sonunda, "dersimi hakkıyla yapamadım" diye üzülür, Allah’ın rahmetine güvenir, zikir esnasındaki kusurları için 25 defa estağfirullah der ve gözlerini açar.

Vird esnasında rabıta yapılmaz, bu tehlikelidir. Virdde kalb sadece zikre bağlanır; alemlerin Rabbini zikrettiğini düşünür, bütün dikkatini kalbindeki zikirde toplar.

Kalb zikrinin sayısı ancak salikin mürşidi tarafından arttırılabilir. Alınan bir zikrin vücuda yerleşmesi ve vücudun zikre alışması için en az kırk günden dört aya kadar çekilmesi güzel olur. Ancak özel durumlar ve gelişmeler olursa bu süreden önce de mürşide veya vekiline danışılır. Bundan sonra gerekirse salikin mürşidi tarafından zikrin sayısı arttırılır.
Kalb zikrinden sonrası diğer Letâif virdlerine geçer ve bu geçiş zamanını mürşid belirler.

Sonra zikrini Ruh'a nakleder. Latîfe-i ruh, göğüste sağ memenin altındadır.
Sonra zikrini Sırr'a nakleder. Latîfe-i sırr, göğüsün sol tarafındadır.
Sonra Hafî'ye nakleder. Latîfe-i hafî, göğüsün sağ tarafındadır.
Sonra Ahfâ'ya nakleder. Latîfe-i ahfâ, göğüsün tam ortasındadır.
Muhammed Ma'sum kuddise sirruh hazretleri el yazısıyla şunları yazmıştır: "Bu letâiflerin nurlarına gelince: Latîfe-i kalbin nuru sarı, Latîfe-i ruhun nuru kırmızı, Latîfe-i sırrın nuru beyaz, Latîfe-i hafînin nuru siyah, Latîfe-i ahfânın nuru yeşildir.

Bu beş letaif (letâif-i hamse), Cenab-ı Hakk'ın "kün" yani "ol" emriyle yarattığı âlem-i emirdendir ki maddeden yaratılmamıştır. Cenab-ı Hak, bunları maddeden yarattığı halk âleminin beş latifesiyle terkib etmiştir.

Sonra zikrini beyindeki nefs-i natıkaya nakleder. Sonraki letaif de nefs-i natıka ve bağlı olduğu maddi bedendeki dört unsur olan toprak, su, hava, ateşdir. Bu dört unsurun tümü nefs-i natıkada dürülüdür.

SULTANİ ZİKİR: Bu yerlerden her birisi, yukarıda zikredilen tertib üzere zikir mahallidir. Zikir, latife-i nefs-i natıkada yerleşince latîfe-i cesede intikal eder. Bu da zikri, bedenin tamamıyla yapmaktır. Artık o hale gelir ki bedenindeki bütün zerreleriyle zikreder. Zikretmeyen hiçbir uzvu kalmaz. Bundan sonra sultân-ı zikr, yani zikrin bütün varlığına hakim olması gerçekleşir. İnsanın her tarafında artık zikrullah hakimdir. Bundan sonra çevresindeki herşeyin de Allah'ı zikrettiğini müşahede eder ve varlıkların zikirlerini duyar: "Kâinatta hiçbir şey yoktur ki O'nu hamdiyle tesbih etmesin" (İsrâ suresi/44) hakikatini anlar.
Mürid Hazret-i Rasulullah'ın (s.a.v.) : "Sanki sen O'nu görüyormuşsun gibi ibadet et" emrine bundan sonra lâyıkıyla riayet etmeğe başlar. Buna sabırla ve dikkatle devam eder.


ديلاور قيزاك
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

ديلاور قيزاك


Konu ديلاور قيزاك tarafından (12-05-2010 Saat 13:05 ) değiştirilmiştir.
ديلاور قيزاك isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-05-2010, 14:58   #8
Tecrübeli geveze
 
Üye Numarası: 191
Mesajlar: 326
Konuları: 28
Standart Cevap: Islamda cakralar ve acılması...



Ben uzun yazabilmek için vakit beklerken Sevgili Dilaver çok güzel bir cevap aktarıverdi. Aynen katılıyorum. Ellerine sağlık. "İslam'da çakralar ve açılması" ifadesi yanlış oluyor. Hem sufinin derdi çakra açmaktan, keramet sahibi olmaktan çok Allah'ı bulmak, O'na kul olabilmektir. Şeyh Kıbrısi'den de Allah razı olsun ki bu kadar geniş bir kaynağı hazırlatmış. Sağolasın Sevgili Dilaver, eline sağlık.

gezici11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
acılması, cakralar, islamda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çakralar ve astrolojik bağlantılar Akrep Astroloji 0 11-04-2010 17:00


Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


SEO by vBSEO 3.5.2